Halk Arasında Kalp Krizi Olarak Bilinen Miyokard Enfarktüsünün Belirtileri

Kalp krizi nedir?

Bu blog yazımızda miyokard enfarktüsü semptomları yaşayan hastalarımızın evde yapabilecekleri hakkında bilgiler paylaşıyoruz. Miyokard enfarktüsünün (kalp krizinin) hastane koşullarında teşhis ve tedavisini anlatan çok fazla sayıda kaynak vardır.

Halk arasında kalp krizi dediğimiz hastalık aslında tam tıbbi adı miyokard enfarktüsüdür ve bu hastalık kalbi besleyen atardamarların tıkanması sonucu ortaya çıkar.

Kalbi besleyen atardamarlar tıkanır ve kalbin beslenmesi bozulur, bu da kalp kasında yaralanmalara neden olur.

İnsanlar yaşlandıkça, kalbin damarlarında ve damar duvarlarında kolesterol ve yağ birikir . Bu birikimler plak dediğimiz yapıları oluşturur. Bu plaklar damarın kendisini daraltır ve bazen kırılarak damarın tamamen tıkanmasına neden olur ve bu şekilde miyokard enfarktüsü oluşur.

Damar darlığı çok kısa sürede açılmalıdır. Bu plakların çıkarılması gerekiyor. Aksi halde uzun süre kalbin beslenmesi bozulduğunda kalp yetmezliği dediğimiz belirtiler ortaya çıkabiliyor maalesef…

Kalp krizinin belirtileri nelerdir?

Kalp krizinin ana semptomu, kalp bölgesindeki ağrıdır. Bu acının temel karakteristik özelliği baskıcı ve bunaltıcı olmasıdır.

Genellikle bu ağrı çenenin sol tarafına, sol omuza ve hatta sırta yayılabilir.

Dikkat edilmesi gereken bir diğer konu ise bu ağrının süresidir. Ne yazık ki, kalp krizi sırasında ağrı 5-10 dakika gibi kısa bir süre için geçmez.

Enfarktüs sırasında ağrı 5-10 dakika gibi kısa bir süre geçmez.

Ağrı genellikle hareket ettikçe daha da kötüleşir, istirahatle kısmen azalır, ancak hasta tam tıbbi yardım almadan tamamen rahatlayamaz.

Aynı zamanda kalp krizi sırasında başka belirtiler de görürüz. En sık gördüğümüz bir diğer semptom ise sol kolda bir uyuşma olmasıdır.

Hastalar bazen soğuk terler ve ölüm korkusu yaşarlar. Çok nadir de olsa bazen hastalarda kusma ve bulantı gibi şikayetler görebiliyoruz.

Genellikle sinirde her iki kolda uyuşma birlikte görülür. Bu hem sağ hem de sol kolda görülür. Enfarktüs sırasında sadece sol kolda görülür.

Ayrıca kalp ağrısı ile birlikte sol kolda uyuşma da görülüyorsa bu daha çok bir enfarktüs belirtisidir.

Diğer bir semptom ise bu şişliğin hareket sonrası veya stres sonrası daha sık ortaya çıkmasıdır. Örneğin, bazen hastalar şunu anlarlar: “Sol tarafıma yattığımda sol kolum ağrıyor.” Bu her zaman kalp şikayeti anlamına gelmemektedir. Kalp krizi belirtilerinde sol koldaki şişlik daha çok efor sırasında veya stres sonrası ortaya çıkar.

Çıkıntıya (omurga hastalığı) bağlı olduğunda hem sağda hem de solda görülebilir. Herhangi bir hareket veya stres tarafından tetiklenmez. Yani hiçbir şeye bağlı değildir. Kalp bölgesindeki ağrı, praturosis sırasındaki ağrıya eşit değildir.

Kalp krizi sırasında ne yapılmalı?

Kalp krizi sırasında zaman bizim için çok önemlidir. Hasta mümkün olan en kısa sürede hastaneye getirilmelidir. Ancak bu hastaneye teslimat, hastanın kendi kaynakları pahasına olmamalıdır. Yani yürüyerek veya araba kullanarak hastaneye gitmeye çalışmamalıdır. Çünkü daha önce de söylediğimiz gibi kalp krizi sırasında kalbi besleyen atardamarlar tıkanır. Yani kalbe ve kalp kasına oksijen temini azalır.

Hareket sırasında ise tam tersine kalpteki aktivite artar ve kalbin oksijen ihtiyacı da artar. Bu nedenle süreci derinleştirebiliriz, enfarktüs kalbe daha fazla zarar vermiş olabilir.

Öncelikle hasta yakınları varsa veya yakınları yoksa acil servisi aramalıdır.

Yalnız ise durumu bir yakınına haber verse iyi olur. Yine yanında akrabaları varsa pencereyi ve kapıyı açarak odadaki oksijen miktarını artırmasına yardımcı olurlarsa iyi olur.

Aynı zamanda hastanın kıyafetleri çok dar ise hastayı o kıyafetlerden kurtarmaya çalışmalıyız. Yani gömleğin yakası açılmalı, kravat varsa çıkarılmalı vb.

Hasta herhangi bir yere oturmalı veya uzanmalıdır. Ayakta durmak, hareket etmek istemediğimiz bir şey çünkü biraz önce anlattığım, yani kalbin oksijen ihtiyacı artıyor ve kalp krizi sırasında bazı aritmiler, basınç düşüşleri olabiliyor ve bu sırada kan basıncı düşüyor. Hasta düşebilir ve bilincini kaybedebilir. Bu sırada, kalp krizine ek olarak, hasta başka travmatik yaralanmalar da alabilir. Bu istemediğimiz bir şey.

Bazen hastalar kalp krizi sırasında baş dönmesi ve bulanık görme yaşayabilir. Bu aritmi belirtisidir. Böyle bir şey hisseden hastalarımız derin ve kuvvetli öksürmeye çalışırsa iyi olur. Bu sırada kalp ritmi en azından kısmen düzelir ve hastanın şikayetleri biraz düzelir.

Hasta araba kullanırken kalp krizi belirtilerini hissediyorsa, günümüzde pek çok insan araba kullanıyor… Yolda böyle bir şey olursa, arabayı kenara çekip durdurmalısınız. Hastanın kendisi ambulans çağırmayı denemelidir. Yapamıyorsa çevresindeki insanlardan yardım istemelidir.

Enfarktüs tekrarlanabilir ve alınan tedaviye bağlı değildir.

Kalp krizi geçirenler nelere dikkat etmeli?

Ne yazık ki kalp krizi tekrar yaşanabilecek bir durumdur ve alınan tedaviye bağlı değildir. Yani hasta “İlaçlarımı doğru kullanırım, bana bir şey olmaz” diye düşünmemelidir. Çünkü çoğu kalp hastalığı yaşam tarzı değişiklikleri ile tedavi edilebilir.

Hasta ikinci bir kalp krizi geçirmemeye çalışmalı, bu nedenle tütün ürünleri kullanıyorsa mutlaka bırakmalıdır. Çünkü bu dönemde tütün ürünleri kullanmaya devam eden hasta tekrarlayan kalp krizi riskini en az 2-3 kat arttırmaktadır.

Aynı zamanda hastalarımız daha fazla hareket etmeye çalışmalı, uygun spor programlarını takip etmeye çalışmalıdır. Çünkü şu anda hastanın kilosunu, kolesterolünü ve tansiyonunu daha iyi kontrol edebiliyoruz.

Aynı zamanda bazı beslenme kurallarına da dikkat etmek gerekiyor. Daha sağlıklı yiyecekler yemek, yağ alımını ayarlamak vb. gibi kurallar var, onlara dikkat etmeniz gerekiyor. Bu da yine hastanın kilosunun, kolesterolünün ve kan basıncının daha iyi kontrol edilmesini sağlar.

Aynı zamanda hastalarımız kardiyologların yazdığı ilaçları çok doğru kullanmalıdır. Bir hafta, on gün, hatta bir gün ilaca ara vermek doğru değildir. Ve ilacı alırken herhangi bir şikayet ortaya çıkarsa veya hasta başka bir sorunla karşılaşırsa, doktoruna başvurmalı ve şikayetini bildirmelidir. Yani, ilacı herhangi bir nedenle bırakmak kabul edilemez.

Bir cevap yazın