Koşulsuz Olumlu Tutum

Koşulsuz olumlu tutum, hümanist psikolog Carl Rogers tarafından yönlendirici olmayan, kişi merkezli terapisinde kullanılan bir tekniği tanımlamak için kullanılan bir terimdir.

Rogers’a göre koşulsuz sevgi, bir kişinin ne söylerse söylesin veya ne yaparsa yapsın tam desteğini vermeyi ve kabul etmeyi içerir.

Psikoterapist de danışana bu şekilde yaklaşmalıdır. Danışanı ne söylerse söylesin, ne yaparsa yapsın kabul etmeli, desteklemeli ve bu kabule herhangi bir şart koymamalıdır. Bu, psikoterapistin danışanın “iyi” veya “kötü” davranış ve duygularını ifade etmesini kolaylaştırması ve desteklemesi gerektiği anlamına gelir.

Rogers, terapistlerin danışan için koşulsuz olumlu bir saygı duymasının önemli olduğuna inanıyordu. İnsanlar tarafından hayatlarında bu şekilde kabul edilmeyen bireylerin kendileri hakkında olumsuz inançlara sahip olabileceklerini de söyleyen Rogers, insanların hem özgüvene hem de diğer insanlar hakkında olumlu görüşlere ihtiyaç duyduğuna inanıyordu.

İnsanların kendileri hakkında nasıl düşündükleri ve kendilerine nasıl değer verdikleri, yaşam doyumlarını büyük ölçüde etkiler. Güçlü bir öz-değer duygusuna sahip insanlar, hedeflerine ulaşmak için daha kendinden emin ve motive olurlar ve bunları başarabileceklerine inanırlar.

Koşulsuz Olumlu Saygı ve Özsaygı

İlk yıllarda çocuklar, ebeveynleri ve diğer aile üyeleri tarafından sevildiğini ve kabul edildiğini hissederse, kendine güven ve öz değer duyguları oluşacaktır. Yaşamın erken dönemlerinde yetiştirilen ve koşulsuz olumlu saygıya maruz kalan insanlar, büyüdükçe kendilerine sevgi ve saygıyla davranırlar.

Aksine, ebeveynler çocuklarına koşullu davranırlarsa (örneğin, derslerinde başarılı olduklarında övüyorlar ve başarısız olduklarında onları suçlarlarsa), bu çocuklar büyüdüklerinde kendi sevgi ve öz değer sorunlarıyla karşı karşıya kalabilirler.

Bir cevap yazın