Tac Mahal, Dünyanın Yedi Harikasından Biridir

Tebriz’den getirilen Türk mimarların yaptığı bu yapı, dünyanın en güzel ve görkemli mezarıdır.
Hindistan’da Babür dönemine ait pek çok mimari harikası var ve bugün bozulmadan duruyorlar ve görenleri hayrete düşürüyorlar.

Bugün Pakistan’ın en çok turist çeken yerlerinden biri olan Lahor Sarayı, o şehirdeki en büyük ve en güzel Kral Camii, Agra, Delhi, Haydarabad ve diğer şehirlerdeki saraylar ve camiler ayrı birer mimari şaheserdir. Ancak yeryüzünde hiçbir mezar, hiçbir mimari eser Tac Mahal kadar güzel, görkemli ve ünlü değildir.

Cihan Şah’ın eşi Arjumand Banu, güzelliği, zekası ve iyi işleri ile tüm imparatorluğun kalbini fethetti ve en popüler padişah oldu. Bu sıfatların dışında Mümtaz Mahal olarak da bilinirdi. Jahan Shah, 16 yaşındayken ona aşık oldu ve evlenmek için 5 yıl bekledi. Jahan Shah, sevgili karısını, görüşlerine ve zevklerine göre gittiği her yere götürdü.

Bu duyarlı, zeki ve güzel kadın, 1631 yılında 14. çocuğunu doğururken öldü. Jahan Shah karısının ölümüne yas tuttu, sekiz gün boyunca yemek yemedi, içmedi ve evden çıkmadı. Dokuzuncu gün dairesinin kapısını açıp dışarı çıktığında saçlarının beyazladığı ve çok yaşlı olduğu görüldü.

Duyarlı, gerçek âşık, sadık bir hükümdar, ölümüne kadar yüreğinde tutacağı sevgili karısı için bir türbe yaptırmaya karar verir. Bu mezarın güzel olması, yürekleri açması ve aynı zamanda muhteşem olması, saf aşkı simgelemesi gerekiyordu.

Bunun için dünyanın en büyük ustalarını bulacak ve hazinesini bu işe harcamalarına izin verecekti. Bu amaçla İstanbul’dan mimarlar getirdi. Gelenler, Mimar Sina’nın öğrencilerinden Mimar Mehmed İsa Efendi ve ekibiydi.

Mehmed İsa Efendi’nin aylarca üzerinde çalıştığı ve planını çizdiği Tac Mahal’in yapımında son derece parlak beyaz mermer kullanılmıştır. Parlak, beyaz mermerde ayrıca ince mavi damarlar vardı. Mermerden yapılmış bu muhteşem kubbenin yüksekliği 82 metredir. Kubbedeki altın hilal bu yüksekliğe katkıda bulunur. Türbenin ayrıca dört beyaz mermer minaresi vardır.

Tac Mahal’in inşaatı 1631’de başladı ve 1650’de tamamlandı. Ölümünden sonra yanına defnedilen Mümtaz Mahal ve Cihan Şah’ın tabutları üst kattadır. Mermer oymacılığının en güzel örnekleri kubbe altındaki bu tabutlarda görülmektedir. Tabutların olduğu yerde, muhteşem kubbede insan ağzından çıkan her ses yedi kez yankılanır.

Bir sanat eseri olarak başlı başına bir hazine olan Tac Mahal’in duvarları gerçek hazine taşlarıyla kaplıdır. Yüzbinlerce akik, sedef ve firuzenin duvarlarında 42 zümrüt, 142 yakut, 625 pırlanta ve 50 çok iri inci bulunmaktadır.

Türbenin inşası için 47 milyon altın lira harcanmış, duvarlardaki mücevherler buna dahil değil. Beyaz ve pembe mermerden yapılmış 4 minareli, 75 metre yüksekliğe ulaşan bu anıt, orantılılığı, ideal simetrisi ve muazzam güzelliği ile görenleri şaşırttı. İstanbul’daki görkemli Süleymaniye

Camii için 19 milyon altın harcandığını söylesek bile Tac Mahal için nasıl büyük bir fedakarlık yapıldığı daha iyi anlaşılır. Bu anıt, Jahan Shah’ın İstanbul’dan davet ettiği mimarların eseridir.

Planı İstanbullu Mehmet İsa Efendi’ye, kubbeyi İstanbullu mimar İsmail Efendi’ye yaptırmış, duvarlardaki muhteşem kitabeleri İstanbullu hattat Saddar Efendi’ye yaptırmıştır. İtalyan mimarlar da dahil olmak üzere birçok yabancı usta onların altında çalıştı.

Bir cevap yazın